Turk Time
DOLAR
43,4156 %0.04
EURO
52,1271 %0.48
ALTIN
7722,0400 %2.91
BIST-100
13407,00 %0
PETROL
68,1100 %1.1
BONO
34,1300 %-0.5
ISTANBUL
BUGÜN
11/13°
ISTANBUL
YARIN
8/13°

KARDEŞLİK BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN KAZANIR

Bu topraklarda terör isim değiştirerek yol almaya çalışır; ama kardeşlik yürüyüşünü durduramaz. Çünkü burada bazıları silahla, bazıları kardeşlikle yürür. İsimler değişir; ama kadrolar, silahlar ve hedefler aynı kalır.

DEM Parti, SDG, PKK, YPG, PYD, PJAK… İsimler farklı, sahadaki gerçek aynı. YPG’ye SDG denmesi, Kandil’den gelen kadroların Fırat’ın doğusuna taşınması, Irak’tan Suriye’ye rahatça geçmeleri artık gizlenemez bir gerçek. Türkiye sadece bunu söylemiyor; Amerikan raporları bile YPG’nin bu yapının omurgası olduğunu kabul ediyor. Türkiye’nin sahada ele geçirdiği belgeler ve yakalanan örgüt yöneticilerinin ifadeleri, Kandil–Haseke–Sincar hattının tek merkezden yönetildiğini açıkça gösteriyor.

DEM Parti cephesinde terörle araya net bir çizgi çekilmediği ortada. Geçmiş açıklamalar, katılınan cenazeler, “özyönetim” çıkışları… Bunlar, silahlı yapıların baskısını meşrulaştıran bir dilin parçası. Oysa olan biten, Kürt halkının iradesiyle silahlı yapıların baskısı arasındaki uçurumu daha da büyütüyor.

Asıl büyük yalan şudur: Bu örgütler bütün Kürtler adına konuştuğunu iddia ediyor. Oysa sessiz ama çok büyük bir Kürt çoğunluk var. Çocuğunu okula göndermek isteyen, iş isteyen, huzur isteyen, silah görmek istemeyen bir çoğunluk. Bu insanlar bağırmıyor, slogan atmıyor; ama bu coğrafyanın gerçek sahipleri onlar. Terörün en büyük oyunu, bu sessiz çoğunluğu yok saymaktır.

Silahlı örgütlerin Kürtler üzerinde kurduğu baskı artık inkâr edilemez. Çocuk yaşta dağa götürülenler, zorla silah altına alınan gençler, “vergi” adı altında esnaftan toplanan paralar, örgüte karşı çıkan Kürt siyasetçilerin kaçırılması ya da susturulması… Bunlar yaşandı, yaşanıyor. Terör, Kürtlerin hakkını savunmadı; Kürtlerin geleceğini çaldı. Farklı düşünen Kürtleri susturdu, itiraz edeni hain ilan etti.

Türkiye’nin bölgede yaptığı sadece operasyon değil. Fırat Kalkanı’ndan Zeytin Dalı’na, Barış Pınarı’ndan Pençe operasyonlarına kadar sınırlar güvence altına alınırken hayat da yeniden kuruldu. Okullar açıldı, hastaneler çalıştı, yollar yapıldı, pazarlar kuruldu. Irak’ta Kandil ve çevresinde terör sıkıştırılırken, Bağdat’la geliştirilen iş birlikleriyle ticaretin, enerji ve istihdamın önü açılmaya çalışıldı. Çünkü silah bir yere kadar; refah kalıcıdır.

Musul, Kerkük ve Sincar hattı bugün bölgenin kilidi. Sincar’da PKK’nın varlığının Irak yönetimi tarafından bile kabul edilmemesi boşuna değil. Kerkük’te boru hatlarına yapılan sabotajlar gösterdi ki terör sadece can almıyor, ekmeği de küçültüyor. Şunu sormak gerekir: Terör olmasaydı bu bölgede kaç genç işsiz kalmazdı, kaç aile göç etmek zorunda kalmazdı, kaç çocuk silah sesiyle değil okul ziliyle uyanırdı?

Kuzey Irak’ta Barzani ailesinin İsrail’le kurduğu ilişkiler de artık gizli saklı değil. 2017’deki bağımsızlık referandumunda İsrail’in açık desteği ortadaydı. Kuzey Irak petrolünün İsrail limanlarına gitmesi, enerji üzerinden kurulan bağları gösterdi. Güvenlik ve istihbarat alanındaki temaslar da basına yansıdı. Sonuç ne oldu? Ne Kürtler kazandı ne bölge huzur buldu. Kazanan hep dışarıdakiler oldu.

Batı’nın tavrı ise tam bir çifte standart. Avrupa’da PKK terör örgütü; Suriye’de aynı kadrolar “müttefik”. Aynı silah, aynı ideoloji; sadece isim değişikliği. Bu ikiyüzlülük terörü bitirmedi, tam tersine uzattı. Kardeşliğin adıyla değil, silahın adıyla konuşanlar bu coğrafyanın gerçek sahipleri değildir.

Türkiye’nin durduğu yer nettir: Güvenlikte kararlı, insanda samimi. Kürtçe yayınlar, üniversitelerde açılan bölümler, bölgeye yapılan yatırımlar ve zor zamanlarda uzatılan devlet eli bunun göstergesidir. Bir şehit annesinin acısıyla, dağa götürülen bir çocuğun annesinin gözyaşı bu ülke için aynıdır. İkisi de aynı yanlışların sonucudur.

Terörsüz Türkiye demek, Kürtlerin kaybetmesi demek değildir. Aksine, Kürtlerin en çok kazandığı düzen demektir. Bu topraklarda Türk’üyle Kürt’üyle aynı ekmeği bölmüş, aynı acıyı yaşamış insanlar var. Silahla dayatılan kimlikler bu kardeşliği bozamaz.

Kardeşlik lafta değil, hayatta olur. Okulda olur, hastanede olur, tarlada olur, afette olur. Silah sesinin değil, çocuk sesinin duyulduğu bir sınır mümkündür. Terör bittiğinde kazanan bir taraf olmayacak; herkes kazanacak. Kaybeden sadece kan ve nifakla beslenenler olacak.

Son sözüm: Ayrıştıranlar değil, kucaklayanlar kazanacak.

Türk’üyle Kürt’üyle bu topraklarda kader de yarın da ortak. Terörsüz Türkiye bir hayal değil; ortak vicdanın adıdır.

Bu kardeşlik daima kazanacak.

Bu yürüyüşü durdurmak isteyenler, bu kadim birliği parçalamaya çalışanlar; sonunda kaybedecek.

Tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan şiarıyla bu topraklarda bir ve beraber yürünecek.

Nokta.