KOD ADI: EPSTEİN
“SESSİZLİK, KİRLİ AĞ, GİZLENEN SUÇ”
Jeffrey Epstein dosyası, tek bir sapığın hikâyesi değil; bir sistemin iflasının belgesidir. Burada suç, sadece cinsel istismar değil. Suç, istismarın korunması, suçlunun cezasız bırakılması, mağdurların susturulmasıdır.
Epstein, çocuklara yönelik cinsel saldırı ve insan ticareti suçlarını işlemiş bir organize suç failidir. Bu, yargı dosyaları ve mahkeme kararlarıyla sabittir. Epstein’ın ağı, reşit olmayan kız çocuklarının sistematik biçimde istismar edildiği bir yapı olarak tanımlanmıştır. Tanık ifadeleri, uçuş kayıtları ve finansal belgeler bu ağı doğrulamaktadır.
Bu suç ağı, sadece cinsel istismarla sınırlı kalmaz. Aynı zamanda güç ve siyaset dünyasına nüfuz eden bir kontrol mekanizmasıdır. Çünkü güç, suçluyu koruyorsa; suç da gücü besler. Ve bu beslenme, uluslararası siyaseti de etkiler.
Mahkeme kayıtlarında mağdurlar, reşit olmadıklarını bilerek cinsel ilişkiye zorlandıklarını anlatıyor. İstismar defalarca gerçekleşmiş. Yeni kızlar temin edilmesi için çevredeki kişiler organize çalışmış. Bu, tek bir anlatı değil; bağımsız beyanların aynı ağı doğrulaması demektir.
Ghislaine Maxwell, bu ağın merkezindedir. Mahkemede mağdurları Epstein’ın ağına dahil etmekten mahkûm olmuştur. Bu, dosyanın anlatı değil, hukuki bir gerçek olduğunu gösterir. Maxwell’in yargılanması, aynı zamanda bu ağı koruyanların varlığını da işaret eder. Çünkü bir ağ, ancak “koruma” sayesinde varlığını sürdürür. Koruma ise tesadüf değildir; bir planın parçasıdır.
Bir sistem, suçluyu uzun süre koruyorsa, o sistemin içinde etki, şantaj ve çıkar ilişkileri olma ihtimali artar. Bu ihtimal, dünya siyasetinde karar alma süreçlerini etkiler. Çünkü bir liderin ya da bir siyasi figürün böyle bir ağla yakınlığı, o liderin stratejik kararlar, dış politika tercihleri ve güvenlik hamleleri üzerinde baskı ve manipülasyona açık olduğunu düşündürür.
Epstein yıllarca korunmuştur. 2008’deki ayrıcalıklı anlaşma ve hafif ceza, adaletin açık bir skandalıdır. Bu koruma, bireysel bir hata değil; kurumsal bir çöküştür. Epstein’ın korunması, sadece bir “yargı skandalı” değildir. Aynı zamanda bir “güç skandalı”dır. Çünkü suçlu, ancak güçlü bir koruma ağıyla cezasız kalabilir.
Dosyada adı geçen güçlü isimler, suçlu ilan edilmese de temasları belgelenmiştir: Bill Clinton, Prens Andrew, Donald Trump, Les Wexner, Jean-Luc Brunel… Temas, suç isnadı değildir. Ama bu kadar yakınlık, “tesadüf” açıklamasını zorlaştırır. Bu temaslar, dünya siyasetine şunu hatırlatır: güç odakları, birbirini tanır, birbirine yaklaşır, birbirini korur.
Bu temasların siyaset üzerindeki etkisi, en az suç kadar tehlikelidir. Bir ülkenin liderinin veya bir siyasi figürün böyle bir ağla yakınlığı, o liderin karar alma süreçlerinde baskı ve manipülasyona açık olduğunu düşündürür. Bu, ulusal güvenlik açısından bile kritik bir tehdittir.
Mahkeme dosyalarındaki mağdur beyanları, Epstein’ın suç ağını net tarif ediyor: “Seni cehenneme götüren kapıyı sen açtın…” “Bu toksik kombinasyon — cinsel istismar, kafamın karışması, kendimi suçlama… hepsi büyük bir utançla sonuçlandı.” Mağdurlar bugün de tehdit altında olduklarını söylüyor: “Birçoğumuz ölüm tehditleri ve şiddet içerikli mesajlar aldık…”
Bu, adaletin eksikliğini ve mağdurların hala güvenlik kaygısı taşıdığını gösteriyor. Bu tehdit, sadece bireysel bir korku değildir. Bu, bir ağın, tanıkları susturma amacıyla kurduğu bir korku mekanizmasıdır. Bu da siyaset dünyasında “suskunluk”la işleyen bir kontrol modelidir.
Epstein dosyasında kanıtlananlar şunlardır: çocuklara yönelik cinsel saldırı, insan ticareti, organize suç ağı, yargısal ayrıcalık ve kurumsal suskunluk. Pedofili bir ideoloji değil; ağır bir suçtur. Bu dosya, pedofilinin çıkar, kontrol ve cezasızlık mekanizmasıyla birleştiğinde ne kadar yıkıcı olduğunu gösteriyor.
Jeffrey Epstein: çocuklara cinsel saldırı suçlusudur. İnsan ticareti yapmıştır. Organize bir suç ağı kurmuştur. Bu ağ, sistem tarafından korunmuştur.
Bu kadar belgeli bir dosya, bu kadar üst düzey temas ve cezasızlıkla doluysa; sizce sistem gerçekten suçlularla nasıl mücadele ediyor?
Bu dosya, sadece bir sapığın hikâyesi değil; güç ilişkilerinin, siyaset ve sermayenin kirlenme haritasıdır; sessizlik, suçun en güçlü örtüsüdür.

