SEN KENDİNE KİMSİN?
“Kalp ruhun aynasıdır.”
Fakat bu özellik herkeste bulunamayacak kadar kutsallık taşır.
İnsan hep yüzüne dönük taraftadır.
Birilerinin kardeşi, evladı, annesi/babası, eşi, dostu, patronu, çalışanı, sevgilisi, vatandaşı, düşüneni, arkadaşısındır…
Hep bir etiket.
Hep bir unvan.
Hep bir isim.
Hep bir kimlik karmaşası.
Peki hiç düşündün mü?
Ya sen kendine kimsin?
“Bana doğru gel, kendini de geçersin.”
Yani hakikatine, yaratılış amacına, asıl kimliğine dürüstçe yaklaş.
Size dayatılan o konforlu “kendinlik” ezberlerini ancak böyle aşarsınız... SEN KENDİNE KİMSİN?
"Kendinizden başkalarıyla aynı hayatta olma ihtimaliniz; başkalarının kendisi ile ayrı hayatta olma ihtimalinden, daha imkansız!"
Bir ofisin odasındasın.
Asistanın önüne şirketin muhasebe dosyalarını sıralamış.
Sen bir yandan yemek ısmarlamak için telefonda konuşuyor, bir yandan da göz ucuyla dosyalara bakıyorsun.
Rakamlar, aklından geçen ve hedeflediğin rakamlardan çok daha fazla.
İçten içe seviniyorsun.
O sırada yemek geliyor.
Asistan odadan çıkıyor.
Fark etmiyorsun bile.
Diğer masaya geçiyorsun.
Yemeğini yerken televizyon açık.
Kanal değiştirirken bir haber ilgini çekiyor.
Kumandayı bırakıyorsun.
İzliyorsun.
Yemek bitiyor.
Bir ara camdan dışarı bakma ihtiyacı hissediyorsun.
Yoldan geçen araçlara takılıyor aklın.
“Dosyayı daha sonra incelerim,” diyorsun.
Kapıya yöneliyorsun.
“Bir arkadaşı da çağırırım, eğleniriz.”
Arkadaşını arıyorsun.
Buluşuyorsunuz.
Her şey yolunda değil mi?
Asıl soru şimdi başlıyor.
İlk ofis odasındaki sen nerede?
Dosyalara bakan sen?
Yemek yiyen sen?
Televizyondaki haberi izleyen sen?
Camdan dışarı bakan sen?
Şimdi arkadaşının karşısında oturan sen?
Hangisi sensin?
Ve diğer senler nereye gitti?
"Bir kaydınız, bir fotoğrafınız yok ise; kendinizin 3 yaşındaki halinizi yolda görseniz tanımazsınız!"
İki yıl önce kendinizi çektiğiniz bir videoyu bugün izlediğinizi düşünün...
Şimdi izleyen sizsiniz...
Videoyu çeken siz şu an nerede?
İlk hangisi yaşanıyor?
Videoyu çektiğiniz andaki zaman mı?
Videoda yaşadığınız zaman mı?
Yoksa şu an izlediğiniz zaman mı?
“O AN” hangi an?
Videoyu çeken siz gerçekten geçmişte mi kaldınız?
Yoksa geçmiş dediğiniz şey, şu anki sizin ona bakma biçiminizden mi ibaret?
Belki insanın kendisiyle aynı hayatta olma ihtimali, kendisinden başkalarıyla aynı hayatta olma ihtimalinden daha imkânsızdır.
Çünkü sen değiştikçe,
“sen” dediğin şey de yer değiştirir...
••••••••
"Dağ tek başına duruyordu, zirvesi bulutların arasında kaybolmuştu. Dünyanın ona bakması ya da rüzgârın onu parçalaması umurunda değildi. Basitce öyleydi."
"Gözlem sadece görmek değildir" dedi,.Sesi alçak ve sabitti... "Herkesin neyi özlediğini fark etmektir. ..Bir insanın yalan söylediğinde ellerinin titremesi gibi. .Fırtınadan önce rüzgarin değişme şekli.. Sessizliğin çığlıktan daha gürültülü olabileceği bir yol."
"Geçmiş sana sadece görüs sağlamaz" dedi yine alçak bir sesle... "Sana yaralar açar. ..Ve yara izleri dünyada hareket etme şeklinizi değiştirir..."
Gölgesi çizimin üzerine uzanarak masaya geri döndü. .."Her şeyi gören insanlar genellikle bunu yapar çünkü daha önce tek bir ayrıntryı bile gözden kaçırmayı göze alamazlar. ..Çünkü bir detayı kaçırmak bir şeyleri kaybetmek anlamına geliyordu..."
Hafifçe eğildi,..Gözleri kütüphaneyi olduğundan daha küçük hissettirecek bir yoğunlukla onunkilere kilitlendi...
•••••••••••
Günün 'Esra Süntar' sözü:
"Kimsenin gitmediği bir yerde kaybolursanız, kesinlikle bilin ki; siz bulunduğunuz yerdesiniz!"

