Turk Time
DOLAR
47,9127 %-0.01
EURO
55,5324 %0
ALTIN
6816,5940 %0.17
BIST-100
14132,06 %-0.28
PETROL
89,8000 %0.02
BONO
40,8600 %-0.63
ISTANBUL
BUGÜN
21/29°
ISTANBUL
YARIN
24/31°

HALUK LEVENT VE AHBAP’LA YIKILAN BAZI TOPLUMSAL DEĞERLERİMİZ (2)

Maalesef geçmiş yıllarda da bazı dernekler, vakıflar, STK’lar yapılan bağışların yerinde harcanması konusunda iyi örnek olmadılar. Mesela bazı dernek, vakıf ya da STK’ların, kurban kesilmesi için kendilerine verilen paraların bir kısmını başka amaçlarla kullandıkları tespit edildi. Diğer bazı kuruluşların kendilerine yapılan bağışlarla alakalı daha başka usulsüzlükler yaptıkları geçmiş yıllarda kamuoyunun gündemine geldi. Bu yöndeki uygulamalar, esasen bağışta bulunan kişilerin niyetlerine, amaçlarına ihanet etmektir.

Elbette ki hayır ve bağış işlerinde en temel ön şart, bağışta bulunulacak kişi ya da kurumun toplum nezdinde güvenilir olmalarıdır. İnsan güvenmediği bir kişi ya da kuruma, hayır işleri için bağışta bulunmaz. Bağışta bulunacak kişi, yaptığı bağışın yerine gideceğine inandıktan, kanaat getirdikten sonra bağışını yapar.

AHBAP Derneği bünyesinde toplanan yardımların Haluk Levent tarafından usulsüz, yolsuz, bir kısmı suç teşkil edecek şekilde harcanmasının, bu yönde ortaya çıkan güçlü bulguların, delillerin, algıların meydana getirdiği toplumsal hasarlara temas edeceğiz.

Önce bazı ünlü kişiler, sosyal medya fenomenleri, sanat dünyasının yıldızları olarak tanıtılan şahsiyetler, hatta bazı siyasi parti liderleri, “Kızılay afetzedelere dağıtılacak çadırları satıyor”, “Kızılay parayla vatandaşlara kan satıyor”, “TOKİ vatandaşlara değil Suriyelilere ev yapacak”, “AFAD’a, Kızılay’a giden paraların nereye gittiğini bilmiyoruz, ama AHBAP’a giden paraların nereye gittiğini biliyoruz, bu sebeple, yardımlar AHBAP’a verilsin” şeklinde belli toplumsal tabanda AHBAP ve başkanı lehine en üst düzeyde etkili güven algısı oluşturuldu. Yüz binlerce insan bu algıya mutlak olarak inandırıldı. Burada oluşturulan algılarla amaçlanan, insanların yardım yapmak için AHBAP Derneği'ne yönlendirilmeleridir.

Algı yoluyla oluşturulacak güven bazı kereler yanıltıcı olabilmektedir. Yani bu yolla “hak batıl, batıl da hak”, “doğru olan yanlış, yanlış olan da doğru” olarak gösterilebilmektedir. Bu yolla, en sahtekâr, dolandırıcı, hırsız, yaramaz bir kişilerin, ülkenin en güvenilir kişileri olduğu yönünde algılar oluşturulabilmektedir.

AHBAP Derneği ve Haluk Levent’in şahsına yönelik oluşturulan bu “GÜVEN” algısı üzerine, depremzedelerin acılarının dindirilmesi konusunda hassasiyeti olan binlerce insan bu Derneğe milyarlarca bağışta bulundular. Amaçları bu bağışların, deprem sebebiyle acıları, feryatları arşı alaya yükselen acılı ailelerin yaralarına merhem olmak üzere harcanması idi.

Yapılan bu bağışlar sonrasında AHBAP Derneği başkanı depremzedelere ne tür yardımlar yapacakları konusunda açıklamalar yaptı.

Fakat üç yıl geçtikten sonra AHBAP Derneği adına yapılan bağışlarla uyumlu olarak toplumsal vicdanı tatmin edici yönde işlerin yapılmadığı yönünde haberler gündeme geldi, bu konuya ilişkin adli soruşturmalar yapıldı, başta Levent olmak üzere çok sayıda kişi tutuklandı.

Bu durumda akıllara “acaba toplanan milyarlarca para nereye harcandı, acaba usulsüz işlerde mi kullanıldı, yoksa insanların güvenleri zehirlendi mi”? şeklinde sorular akıllara takılmaya başladı.

Güven Algısından Güveni Yıkan Olgulara

Önce AHBAP Derneği adına yapılanlarla alakalı kamuoyuna yansıyan ve bir kısmı adli soruşturmalara konu olan iddialara, daha sonra da “Deprem bölgesinde devlet yok, AHBAP Derneği var”! “Biz, AFAD’a güvenmiyoruz, Kızılay’a güvenmiyoruz, devletin kurumlarına güvenmiyoruz, sadece AHBAP’a güveniyoruz”! şeklinde oluşturulan algılardan sonra, deprem sürecinde kendisine güvenilmeyen devlet günümüze kadar neler yapmış ona bakalım. Yani iş yapan, parlatılan AHBAP mı yoksa Devlet mi? onu belirginleştirelim.

Burada bir hususa öncelikle temas etmek isteriz.

Medyaya yansıyan ve bir kısmı Savcılık soruşturmalarında yer alan bazı usulsüzlük, yolsuzluk, suç teşkil eden fiillerle alakalı değerlendirmelerin iki veçhesi mevcuttur.

Birincisi, masumiyet karinesidir. Haluk Levent ve AHBAP hakkında dile getirilen ve gündeme gelen iddialar mahkeme kararıyla kesinleşmiş değildir. Haluk Levent bunların tamamından ya da bir kısmından beraat ederek aklanabilir. Bu vesileyle Levent bu iddialar sebebiyle şimdiden suçlu ilan edilemez. Levent, masumiyet karinesi gereğince, suçluluğu kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar masum ve suçsuz sayılır.

İkincisi, AHBAP Derneği ve Levent hakkında çeşitli medya organlarında gündeme gelen ve bir kısmı Savcılıkta ya da emniyette verilen ifadelere dayanan haberlerin, iddiaların toplum nezdinde meydana getirdiği algılarla alakalıdır. Algılar genellikle iddialarla şekillenir. Bu iddialar MASAK gibi resmi kurumlar tarafından tanzim edilen belgelerle desteklenince algıların doğru olma ihtimali daha da güçlü hale gelir. Savcılık tarafından ulaşılan ve ispat değeri güçlü olan deliller kamuoyuna yansıdıkça, algıların doğruluğu yönünde çok daha güçlü eğilimler ortaya çıkar. Hakkında yolsuzluk, usulsüz harcama ve suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirdiği yönünde iddialar bulunan kişilerin geçmiş yıllardaki sicili bu iddialarla örtüşüyorsa, artık toplumda oluşan algı oldukça sağlam bir zemine oturur. Tekrar ifade edelim burada söz konusu olan, bu kişilerin suçlu oldukları değil, haklarında oluşan algılardır.

Bütün bu algılara rağmen, Levent’in suçlu olduğu peşinen ilan edilemez. Ama bu ilkeye rağmen insanlarda belirli yönde algıların meydana gelmesi engellenemez. İnsanlar algıları ile tutum belirlerler, algıları ile birisine ya da kuruma güvenir ya da güvenmezler.

Bu vesileyle benim burada üzerinde duracağım husus, Levent’in kesin olarak suçlu olup olmadığı ile alakalı değil, hakkında ortaya çıkan algıların meydana getirdiği bazı toplumsal değerlere yönelik hasarlar ve yıkımlardır.

AHBAP Derneği ve Haluk Levent’le Alakalı Suçlama İddiaları

Burada Haluk Levent’in tüm ilişkileri değil, AHBAP Derneği ve bu dernekte toplanan bağış paraları ile alakalı işlemler değerlendirme konusu olacaktır.

AHBAP Derneğine yapılan Bağışlarla alakalı Dernek Başkanı Haluk Levent’in bir kısmı suç teşkil eden fiilleri ile alakalı bazı iddialar şu şekildedir:

MASAK Raporlarında, soruşturma dosyalarında ve kişilerin ifadelerinde belirtilenlere göre AHBAP Derneğinde toplanan paralardan 990 milyon lira kumara (bahis) gitti, bu paraların 390 milyon TL’si kaybedildi. Dernek hesabında olması gereken yüz milyonlarca lira kayıp. AHBAP’a ait milyonlarca lira para Haluk Levent’in asistanının hesabına usulsüz bir şekilde aktarıldı. Haluk Levent AHBAP’a ait çekleri şahsi borçlarına teminat olarak gösterdi. Gazze için elden alınan 1 milyon Doların, altına çevrilerek bir Banka kiralık kasasına konulduğu belirtildiği halde, bankadaki kasada para yerine vitamin ilacı ve bir kitap çıkması.

Haluk Levent hakkında ileri sürülen iddialarla alakalı bazı itiraflarda da bulundu. Levent bu bağlamda şunları söyledi: “Borsa gibi pis bir zaafım var, deprem dönemi beni borsa risklerine sürükledi, borçlandım”. Levent, AHBAP’ın resmi çek ve senetlerini piyasada kişisel borçlarına teminat olarak kullandığını da itiraf etti.

Levent bu sözleri ile hakkında söylenen bazı suçları itiraf etmiş oluyor.

Haluk Levent’in üzerinde hiçbir banka hesabı mevcut olmadığı, çünkü sicilinin buna müsait olmadığı belirtiliyor. İddialara göre bu usulsüz ve yolsuz işlemlerde şoförünün ve asistanının iki ayrı hesapları kullanıldı. Bu hesaplar yoluyla AHBAP hesaplarından 45 seferde 210 milyon TL aktarıldı. Eski şoförünün iddialarına göre, Ankara’da elden alınan yüklü nakit paralar çalışanların hesaplarına yatırıldı. Konser için Kıbrıs’a gidildiğinde şoförünün hesabından Levent’in talimatıyla 2 milyon liralık kumar jetonları alındı.

Cumhuriyet savcılığındaki kayıtlara göre, Levent’in AHBAP bünyesinde yer alan üç kişinin hesabı üzerinden harcama yaptığı, bu hesaplar arasındaki para transferi miktarının 6,5 milyar TL olduğu, yurt dışından 60 milyon Euro geldiği ama bunların AHBAP Derneği kayıtlarında yer almadığı” belirtiliyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarına göre, 6 Şubat 2023 depremi döneminde AHBAP Derneğinden Yeliz Kaya’ya inanılmaz para transferleri sağlandı. Bunlar bir milyar, beş milyar gibi çok büyük meblağlar. Sonra bunlar Haluk Levent’e transfer edildi. Bir banka hesabı Yeliz Kaya adına açılmış, ama Yeliz Kaya ‘bu hesap bana ait değil, bu hesap Haluk Levent’in’ diyor. Deprem zamanında tamamen ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak amacıyla AHBAP Derneğine 245 milyon dolar toplandı. Haluk Levent bu paraların bir kısmını kumar/bahis için, bir kısmını özel işleri için usulsüz bir şekilde kullandı.

Bütün bu anlatılanlar kapsamında Haluk Levent’in AHBAP Derneği hesabından yaptığı usulsüz işlemlerle alakalı şu suçları işlediği iddia edilmiştir:

“Nitelikli dolandırıcılık”;

“Nitelikli emniyeti suiistimal”;

“Dernekler kanununa aykırı işlem”;

“Hizmet sebebiyle güvenin kötüye kullanılması”;

“Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini (kara para) aklama”.

Bütün bu iddialarla alakalı Levent şunları söylemiştir:

“Bu yaptıklarımın adı yolsuzluk değil, usulsüzlüktür”.

Burada Levent rafından yapılanların “yolsuzluk” mu yoksa “usulsüzlük” mü olduğu ancak mahkeme kararıyla belirlenecektir. Bahsi edilen fiiller, “yolsuzluk” da olsa, “usulsüzlük” de olsa, toplumda gerek bu dernek ve başkanı hakkında gerekse genel olarak bağış işlerinde güven sarsıcı, güveni zehirleyici yönde algılara sebep olmuştur. 

Yıkıma Uğrayarak Hasar Gören Bazı Toplumsal Değerler

AHBAP Derneği ve Levent’in bahsi edilen fiilleri sebebiyle bazı toplumsal değerler, tamiri çok güç şekilde hasara, bir diğer ifadeyle yıkıma, zehirlenmeye maruz kalmıştır.

Bu fiillerden ilk zarar gören ve belli bir toplumsal değeri ifade eden “AHBAP” kelimesinin bizzat kendisidir.

Ahbap, dost, bildik, tanıdık; sevilen kimse; dostluk, arkadaşlık, âşinâlık, senli benli ve dostça münâsebet içinde olmak; dostluk, arkadaşlık etmek, sohbet etmek; dost olmak; dostluk kurmak gibi manalarına gelir.

Bunların hepsinde, ahbap kelimesinde insanlar arası ilişkilerde sıcaklık, yakınlık, kaynaşma, samimiyet söz konusudur. Bütün bunların varlığı, ahbapça ilişkilerin samimi olmasına bağlıdır. Yani samimiyet yoksa ahbaplık ilişkisinin mevcudiyetinden söz edilemez.

Ahbaplığın varlığından söz edilebilmesi için, ahbapça hareket ettiği söylenenlerin güven vermeleri gerekir. Yani ahbapça ilişkiler kurmak isteyenlere insanların güvenmeleri gerekir. Güvenmek, ahbapça davrandığını söyleyenlerin güven vermesine bağlıdır.

AHPAP Derneği başkanının yukarıda bahsi edilen fiilleri gerçekleştirmiş olması, bu yönde toplumda yaygın kanaatlerin mevcut olması, ahbaplık ilişkileri ile uyuşmaz. Hem dostluk hem de yolsuzluk, hem ahbaplıkla verilmek istenen sıcaklık ve samimiyet hem de bağışların kumarda harcanması, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi bağdaşmaz. Burada “ahbap” kelimesiyle oluşturulan samimi, dostane ilişki manasının suiistimali söz konusudur. Bir diğer ifadeyle “ahbap”lıkla yolsuzluk bir arada bulunamaz. “Ahbaplık” kelimesinin albenisinden faydalanılarak suiistimal ve yolsuzluk yapılması, suç teşkil eden fiiller işlenmesi ahlâkî açıdan sorunludur. Bu kirli fiillerle ortaya çıkan olgulardan “ahbaplık” zarar görmüştür.

Bu bağlamda, insanlar, “ahbap” kelimesinin bir dernek isminde ya da başka işlerde kullanılmasına şüpheyle bakar hale gelmiştir. Yani adında ahbap bulunan ya da ahbap kelimesine yoğun vurgular yapılan bir dernek söz konusu olduğunda, “acaba ahbap kelimesinin samimiyet ve sıcaklığından hareketle insanlar dolandırılmak mı isteniyor” şeklinde insanların zihinlerinde soru işaretleri oluşacaktır.

Nitekim AHBAP Derneği ile ilgili yaşananlar bu belirlemeyi doğrular mahiyettedir.

Benim rahmetli annem, merhum babama sürekli “ahabep” diye hitap ederdi. Babama karşı sıcaklığını bu kelime ile en samimi haliyle ifade ederdi. Ama AHBAP derneği vasıtasıyla bu kelime çoook, ama çoooook yara aldı. Belki Anadolu’nun ücra köşelerinde karılar kocalarına hala “ahbep” demeye devam edecekler. Ama günceli takip eden milyonlarca kişi, bu kelimenin suiistimal edilebileceği endişesini taşımaya devam edeceklerdir. Ta ki, bu leke silininceye kadar. Bu leke zihinlerden ne zaman silinir ya da silinebilir mi; bunu şimdiden söyleyebilmek mümkün değildir, gelecek gösterecektir.