Turk Time
DOLAR
47,1647 %0.14
EURO
53,9813 %-0.07
ALTIN
6093,0280 %1.19
BIST-100
13981,05 %-1.9
PETROL
86,8300 %3.27
BONO
41,4900 %0.95
ISTANBUL
BUGÜN
23/30°
ISTANBUL
YARIN
22/30°

BARAJ PATLAMADI SİZ PATLADINIZ!

6 Şubat asrın felaketinde Türk milleti canıyla, devleti ise tüm varlığı ve kurumlarıyla sahada amansız bir mücadele verirken; sırf iktidar ve devlet düşmanlığı uğruna algı operasyonlarına girişenlerin, "devlet yok" çığırtkanlığı yaparak sivil oluşumları baş tacı ilan edenlerin sahte maskeleri bugün birer birer düşüyor. O gün sahada devleti itibarsızlaştırmak için "Baraj patladı!" yalanıyla arama kurtarma çalışmalarını felç edenlerin ve onlara PR aparatlığı yapanların kurduğu illüzyon, bizzat kendi elleriyle ve yargı önündeki itiraflarıyla patlamış durumdadır.

6 Şubat depremlerinin en kritik saatlerinde Hatay Yarseli Barajı üzerinden "baraj patladı, çatladı" yalanını yayarak arama-kurtarma çalışmalarının saatlerce durmasına ve sahada kitlesel bir paniğe yol açan Oğuzhan Uğur, bugün adalet ve gerçekler karşısında geri adım atmıştır. O dönem arkasındaki seslerin "AFAD’a gerek yok, benimle muhatap olabilirsin" dediği stüdyolardan "devlet yok, biz varız" havası estiren Uğur, son gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından, "Kendi adıma çıkarmam gereken dersleri de çıkardım. Bundan sonra böyle süreçlerde devletin resmî kurumları dışında hareket etmemenin önemini görmüş olduk..." itirafını yapmak zorunda kalmıştır.

Yalnızca o mu? İktidara ve devlete olan kör ideolojik düşmanlıkları yüzünden sivil toplum örgütlerini bayraklaştırıp "Devlet yoktu ama sivil toplum örgütleri, Haluk Levent ve Ahbap vardı" diyerek devleti aciz göstermeye çalışan Pelin Batu gibi sözde aydın ve sanatçılar da bugün adalet duvarına çarpmıştır. Ahbap'ın kirli çarkı deşifre olunca paçası tutuşan Pelin Batu, o günlerdeki kışkırtıcı paylaşımlarını apar topar silerek, "Başta devlet kurumları ve yöneticileri olmak üzere tüm halkımızdan içtenlikle özür diliyorum. Çok pişmanım. Dezenformasyon bazen hepimizi etkisine alabiliyor. Araştırmadan, güvenerek hareket etmek yanlıştı. Bir diplomat kızı olarak bana yakışmadı" itirafıyla adeta günah çıkarmıştır. Depremzedeleri malzeme yaparak katıldığı ödül töreninde "Deprem bölgesine yaptığımız her şeyi onlar başkaları yapıyor sandı, sandıktan onu anladık" esprisiyle milli iradeye hakaretler yağdıran oyuncu Eda Ece de köşeye sıkışınca çark edenler kervanına katılmıştır. Soruşturmanın ardından telaşla bir açıklama yayımlayan Ece, "Hayatımda hiçbir zaman bu derneğe bağışta bulunmadım, organizasyonlarında yer almadım. O an bir espri yaptım, keşke yapmasaydım. Dilimi eşek arısı soksaydı. Başta depremzede vatandaşlardan ve kırdığım herkesten özür diliyorum" diyerek geçmişteki o kibirli dilinin üstünü örtmeye çalışmıştır.

Geçmişte Haluk Levent'i adeta kutsal bir figür gibi lanse edip "Bu ülkeye laf söyletmem" diyen şarkıcı Gülben Ergen ise bugün kendisini kandırılmış ilan ederek sıyrılma gayretindedir. Ergen, "Evet, o paylaşımı ben attım, bağış da yaptım. Sizler gibi ben de güvendim, ben de hayal kırıklığı yaşıyorum. Toplumun güvendiği bir yapının başındaki kimse kumarla, bahisle anıldığında kendimizi aldatılmış hissediyoruz" sözleriyle sorumluluktan kaçmaya çalışmaktadır. Benzer şekilde sahada devlet kurumlarının emeğini yok sayıp sivil PR çarkına omuz veren Melek Mosso de rüzgâr tersine dönünce, "Süreci yakından takip ediyorum, adalete ve devletimize güveniyorum" diyerek hızlıca saf değiştirmiştir. Deprem döneminde "Ona güvenmiştim" diyerek devleti hedef alan sosyal medya figürü Fatih Koparan da "Kendi payıma herkesten özür dilerim" itirafıyla kurulan algı tiyatrosunun çöktüğünü ilan etmiştir. Unutulmamalıdır ki devlet mülkün temelidir; sivil hırsların, muhalif şovların ve organize medya lobilerinin her şeyin üstünde olduğunu sananlar, günü geldiğinde o temele sığınmak ve Türk devletinden özür dilemek zorunda kalırlar.

O dönem topladıkları yardımlarla devlete alternatif bir güç odağıymış gibi sunulan ve devasa bir medya PR'ı ile parlatılan Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent cephesinde ise durum çok daha vahim bir boyuta ulaşmıştır. "Devlet sahada yok, Ahbap var" algısını besleyen, her fırsatta kurumları hedef alan şahıs ve oluşumların kutsadığı bu yapı, bugün Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ağır bir yolsuzluk ve dolandırıcılık soruşturmasının merkezindedir. "Devletin kurumları iş yapmıyor, parayı bize gönderin" imajıyla milyarlarca lira bağış toplayanların arka planındaki mali trafik, ilgili bakanlıklar ve mali analiz raporlarıyla deşifre edilmiştir. Yargıya intikal eden soruşturma dosyasındaki verilere göre, şüphelilerin ve ilişkili banka hesaplarının yasal bahis platformlarında tam 990 milyon TL tutarında işlem yaptığı ve bu süreçte net 390 milyon TL para kaybettiği savcılık dosyasında yer almıştır.

Bununla da kalmayıp, dernek hesaplarından, Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya üzerinden, başka bir belediye yolsuzluğundan tutuklu bulunan kardeşi Berkant Acil'in kontrolündeki şirketlere "organizasyon bedeli" adı altında 125 milyon TL aktarıldığı öne edilmektedir. İş insanı Hüseyin Başaran'ın suç duyurusuyla ortaya çıkan dosyada, dernek çatısı altında "kimsesiz kızlara yurt yapma" vaadiyle kandırılarak 60 milyon dolar değerinde 22 gayrimenkulün parası ödenmeden asistan hesaplarına devredildiği iddia edilmiştir. Yürütülen "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "nitelikli dolandırıcılık" ve "kara para aklama" soruşturması kapsamında Ahbap Derneği'nin tüzel kişiliğine ve şüphelilerin tüm mal varlıklarına mahkeme kararıyla tedbiren el konulurken, Haluk Levent dahil 14 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Levent'in emniyet ifadesindeki, "Ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Çekleri ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım" şeklindeki sözleri, milletin saf duygularının nasıl suistimal edildiğinin en açık kanıtıdır.

Depremin ilk gününden itibaren iktidara olan bağnazlıkları nedeniyle "Devlet yok, AFAD yetersiz, Kızılay nerede?" korosu kuranların ve onlara çanak tutan fonlu medyanın asıl amacı asrın felaketini bir siyasi ranta dönüştürmekti. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bakanlarıyla, valileriyle, afet yönetim birimleriyle, Türk Silahlı Kuvvetleri'yle, madencileriyle, jandarmasıyla ve yüz binlerce personeliyle ilk andan itibaren 11 ilde adeta mekik dokumuştur. Yolların yarıldığı, havalimanlarının hasar gördüğü, asrın en büyük ikiz depreminin yaşandığı o kış şartlarında, devletin kurumları milyonlarca insana sıcak aş, barınma ve tahliye imkânı sağlarken; sivil toplum şovmenleri sadece kameraların önünde PR yürütüyordu. Bugün net bir şekilde görülmüştür ki; devletin resmî kurumları kalıcı konutlar inşa edip şehirleri ayağa kaldırırken, alternatifi olduğu iddia edilen yapılar milletin parasıyla borsa ve bahis masalarında, şahsi hesap transferlerinde kendi kıyametlerini hazırlıyorlardı.

Devlet; sarsılır ama yıkılmaz, gecikir ama asla yarı yolda bırakmaz. Unutulmamalıdır ki kişilerin ve derneklerin büyüklüğü saman alevi gibidir; baki kalan yalnızca Devlet-i Ebed Müddettir. Deprem zamanı milleti kışkırtanlar, devletin kurumlarına saldıranlar ve sosyal medya fenomenliğiyle kurumsal yapıları ezmeye çalışanlar bugün derin bir sessizliğe bürünmüş ya da pişmanlık turlarına çıkmışlardır. Hatay'da baraj patlamadı ama devlet düşmanlığı üzerine kurulu o büyük yalan balonu, altındaki milyarlık usulsüzlük ve dolandırıcılık çarkıyla birlikte patladı. Milletimiz, zor zamanlarda kimin sadece reklam yaptığını, kimin ise canı pahasına sahada milleti için devleti adına ter döktüğünü bir kez daha acı da olsa tecrübe etmiştir. Kendini devletin yerine koymaya çalışanların sonu adalet karşısında hesap vermek olurken; Türk devleti, asil gücü ve sarsılmaz kurumlarıyla her daim sahada ve milletinin emrinde olmaya devam edecektir.

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Değerli Turktime okurları; asrın felaketinde milli dayanışmayı baltalayıp kendi illüzyonlarını kuranların bugün adalet önünde birer birer patlamasını ve sözde sanatçıların peş peşe gelen "aldatıldık, pişmanız" itiraflarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Görüşlerinizi ve yorumlarınızı aşağıda paylaşın, birlikte tartışalım.