Hükümet Halk Cemaât
İnceldiği yerden kopan dünya
Bir araftan yol bularak başımıza düşüyor
Gökkubbe patlıyor tepemizde
Hissediyor anlıyor ama anlatamıyoruz… İ.S.
Uzunca bir aranın ardından yeni bir Merhaba ile; Es Selam
Dünya denilen, aslı kimi için bir oyun ve eğlenceden ibaret olan, kimi içinse hiç de eğlenceli olmayan bu dev sahnede, her sabaha, bambaşka bir gündemle uyanıyoruz. Uyuyoruz belki, uyandığımızı zannediyoruz. Dünyanın mazlumları gözümüzün önünde artık, evlerimizde, ofislerimizde, insanlığın can çekiştiği, teknolojinin en üst seviyeye ulaştığı günümüzde, oturup sadece izliyoruz.
“İnsan küçük âlemdir, insan değişirse âlem de değişir” bu sözün şahitliği içinde yaşamaya gayret eden biri olarak, değişim/dönüşüm derken, yıkılan, çürümüş, sallanan pek çok âlemi görüyoruz.
Dünya yarınların tarlası, ekinler, ürünler, ekilen mahsulün yüzleşme zamanı tartıya konulup, çürüğün ve sağlamın ayrıştığı güne iman edenler olarak, bu tarlaya a’dan z’ye GDO'lu, defolu, zararlı, kulaklara ne üflenmişse, nefsimiz, hırslarımız neyi menfaati gereği öngörmüş ise harıl harıl hala bıkmadan yorulmadan, bilinçlerimize zehirli tohumları seve seve gönlümüzle ekiyor da ekiyoruz.
Dondurulmuş bir zamanın içinde, kendimize şahitlik ediyoruz. Aynı geminin içinde, rotamız bir iken, kaptanın kafasını karıştırmak için hepimiz elimizden, dilinizden geleni ardına koymuyoruz. Ölçü kaçtı, küçük, büyük, ehli, ehilsizi, yöneticisi, amiri, memuru, âlimi, zalimi, yön bir, hakikat tek iken, dünyaya sattığımız inancımız, değiştiğimiz kendimize put edindiğimiz, laiklik, demokrasi, komünizm, cumhuriyet, şer haline getirdikleri şeriat vb. gibi dejenerasyona uğramış kavramsal putların etrafında adeta tavaf ediyoruz. (sümme hâşâ)
Peki, yıldızlı semalardaki haşmet, Yüce Yaratıcının görevlileri ne diyor? Onlar dahi aldıkları emirlerle yörüngelerini zerre bozmadan, birbirine çarpmadan ahenkle yüzüp gidiyor ve bizler bu sonsuzlukta, nokta kadar bile olmayan kapladığımız yer için neler neler yapıyor, nasıl acımazız oyunlar içinde birbirimizi yiyoruz.
Suriye politikası en başından pek çok stratejisyenin de değindiği üzere tam bir hata idi, hatadan dönmek için pek çok fırsat sunuldu, Amerika seyahatlerine (9.ev Uranüs-Transit Şiron -Günay ay düğümü) gerek yoktu, pek çok uzman ülkenin yetkilerini uyardı, dünya felsefesi görüşü farklı olabilir bu insanların ama temelde ülkenin ve Ortadoğu’nun huzuru sözkonusu idi. (amaçları bağcıyı dövmek olanlar da var elbet) Şimdi orası bir bataklığa döndü, Cihad kavramı da dejenere oldu. Yeni bir Kerbela diyeli 5 sene olmuş. Bu olaylar dahi gündemde yokken.
Ülkemizin 9.ev alanı hareketli, 12 paya ayrılmış her bir paya ayrı bir sahnenin kurulduğu, maneviyat, din, ruhani önderler, yargıçlar, hukuk sistemi, anayasa, akademisyenler, yükseköğrenim görenler, üniversiteler, yabancılar, yabancı ülkelerle olan diplomatik ilişkiler, seyahatler, uzak komşular alanında, inanç sisteminin, ruhani liderlerin ülkedeki belirsizliğin, ilişkilerdeki vaatlerin ve aldanmacanın, aldatmanın, hayal kırıklığı ve ihanetin müsebbibi Neptün seyretmekte, diğer yandan Neptün politik astrolojide komünizmin değerleriyle aynı saftadır, bir yanda inanç, diğer yanda komünizm tezattır lakin kutsal dinlerin insanlara rehberlik ettiği, uyardığı sosyal hayata dair emrettiği konular komünizmin de temel taşlarıdır. (komünizme siyasi olarak elbette uzağım ),9.evdeki randevusunda yavaş yavaş ülkenin geçmişini ve bırakması gereken zaaflarını anlatan güney ay düğümüne doğru yaklaşırken, inancı dilinden kalbine geçmemiş olanların, ruhani liderlerin büyük bir patırtı ile ayan olmasına şahitlik mi edeceğiz ne? Hal diliyle örnek olamadıksa ümmet olarak dilimizle ve dünya işlerinin içine bu denli haram-helal ayırmadan dalmış olup, show yapmanın sonlarına mı işaret ediyor ne? Bu sözler her birimize!
2014 senesi Nisan ortası ve Ağustos ayı itibariyle yüzleşmenin, zaafların, manevi ıslahın, kurban mitinin temsilcisi olan Şiron 10.evimizdeki seyrine bir ileri iki geri başladığında, şimdiden tedbir almazsak ülke olarak, şuanda evimizden içimiz yana yana oturup izlediğimiz Ortadoğu’daki mazlumların ve cehennemin içine doğru mu çekileceğiz ne? Aynı sahne bizim ülkemizde de mi cereyan edecek ne? Satürn Yay burcuna 2015te tamamen geçmiş olacak, yine karşımıza din teması çıkmakta, Satürn otorite demek, hangi burçta ise o burca ait konuların otorite olarak en üst düzeyde tanınanları demek, cemaat yapılanması ve ülke siyaseti içiçe geçmiş ilişkiler için Satürn imtihanları, dersleri, çürük tahtaları kökünden sökecek mi ne?.
* “Ve size geceyi, gündüzü, Güneş’i, Ay’ı ve yıldızları musahhar kıldı. Bütün bunlar O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Bunların her birinde akıl kullanacak bir kavim için alametler vardır.” (Nahl/12)
Bu ülkenin Halkı, inancı, dili, ülküsü, birbirinden farklı yaşam tarzlarıyla, bir bütündür. Bu toprak ANA-DOLU toprağıdır. Daha üç gün evvel kavga ettiği komşusunun en acı gününde ilk koşan insanların doğduğu ve doyduğu kutlu bir toprağın üzerindeyiz. Helalleşme vardır geleneğimizde de, dinimizde de, bu ülkenin muradullah üzere kaderini elinde tutanlar, bir an evvel şurada hata yaptık, şurayı çürüttük, burada şu nedenlerle haklıyız burada şu konularda başarısız olduk, gelin el birliğiyle çözelim demesi gerekiyor. Başında kavak yelleri esen halkın, bilinçaltına yıllarca kodlanmış devrim, isyan, darbe nidalarıyla, meşruluğunu yitirmiş bir ağaç üzerinden şahlanması, birikimlerin boşalması, iki tarafında inatçı tutumları yüzünden bu ülkenin huzurunu bozmaya hakkı yok, olmamalı. 1.Dünya Savaşının sözde bahanesinin Saraybosna Suikasti olduğunu hatırlarsak! Halk ve Hükümet inatlaşmaya devam ettiği sürece, halk bir heyecanla, bir ateşle kimlerin kimleirn maşası olur elbet!
Ekim ayı en zorlu ay ve 2014 yazından itibaren, ortaya saçılacak pek çok dini liderlere, yapılanmalara ait bozuk sistemlerin belgeleri, bu genç neslin din adamlarına, ruhani önderlere ve dini yapılanmalara olan inancını kökten sıfırlayabilir, o kazanalım denilen, o dindar nesiller yetişsin derken, maalesef vebali üstlenilen kocaman bir genç nesil inançsızlığın kollarına doğru mu atılacak!
Bir avuç kalacak gariblerin en garibi denilen ümmet, kimbilir sebebine binayen ya hani, işte veballeri yüklenenlerce, bir avuç kalacak… Ahır-ı Saadetin çocukları olmak davamız, dil ehli değil, hal ehline muhtacız… Aynalarımızdan gölgelerinizi çekin, aynalar paramparça!

