Ah Biz Balıklar!
Kendimizden önceki diğer 11 burcun özelliğini taşırız, bir de kendimizi ekleriz, feleğin 12 parçaya bölünmüş yükünü taşırız. Kimi zaman, dibi görünen sakin bir deniziz, kimi zaman gizlerin arasında flu, belli belirsiz ama varlığını hissettiren iz’iz. İdealistiz lakin tapacak kadar değil, hayalciyiz lakin hayallere kapılıp dağılacak ve dağıtacak kadar değiliz. Sabırlıyız, önce iyilikle, güzellikle, sonra bize değil, topluma ise zararı bir şeyin işte o vakit en ala kötülükle eyleme geçeriz, amansız bir zalim oluveririz, sorgulamaz kimse neden böyle oldu demez de, zalim der bize. Her burcun artısını da eksisini de bünyemizde taşırız, ama kişiliğimiz bölünmez, bölünmemiştir, bizi balık yapan değerlerimiz vardır, biz eksileri hazmeder, ıslah ederiz, artıya geçiririz, belki de bu yüzdendir pek çok balık psikologtur, bilgedir, dertten anlayan, görmüş geçirmiş denilen cinsten olan bu dünyaya doğduğu an yaşlı gelenlerdeniz.
Her burçtan almışızdır bir şey, Kova’dan hoşgörü, yengeçten korumacılık, sahip çıkma ve beslemek, oğlaktan sabır ve düzen, başaktan etik olanı gösterme, teraziden nezaket ve asalet, barış ve uyum, aslandan cömertlik ve sıcak bir kalp, koçtan öncülük ve tutku, akrepten derinde olanı çıkarma ve strateji kabiliyeti, Yay’dan bilgiyi en faydalı olanı bulmak uygulamak ve yaymak... Ama en çokta biz balıklar diğer 11 burca gramla verilmiş olan ve ancak dünya yaşamında tercihine kalmış olan, merhamet, adanma ve adamak ile tanınırız. Bir Melami’dir balıklar, taşlanmak isterler, övgüyü sevmezler, bilerek halkın nazarında değmesin nazarları diye yanlışlar da yapabilirler, istemezler kalabalık olsun çevreleri, istemezler dalkavuklar sarsın etraflarını... Bu yüzden bir balık kadar yalnızlığı böyle güzel taşıyabilen başka hangi burç vardır... Amma ki amma, bir balığın yüreğini taşlaştırırsan, kırarsan, zarif dünyasına bir çalı olur isen işte o vakit bir köpek balığı vardır karşında, görmez gözü hiç bir şeyi, tanımaz o an ne atayı ne anayı, çok ince bir ayarı vardır çok ince hassas bir terazisi işte o vakit seni de yakar kendini de... Kızdırmayalım balıkları ve anlamaya çalışalım onları,
Recep Tayyip Erdoğan böyle değildi, 2001 den bu yana tanıyorum kendisini bu değildi, o hala bir balık ki bir balık hala şiirler okuyor, dinliyor ve ağlıyor ise bilin ki, balık asla zorlama sahte ağlamaz. Evet, bu değildi, Recep Tayyip Erdoğan bu değildi, ne olduysa oldu 2 kere hayatında bilinçaltına işlendi bir şeyler en sonu 2010 Eylül ayı oldu ve şimdi o normal bir balık değil. Yargılamadan evvel düşünmeli, çok fazla gittim son zamanlarda hükümetin üzerine zira bu işgüzarlıklar, bu oynanan oyunlar artık çocukların bile farkında olduğu şeylerken neden böyle halka kör sağır oldular diye. O bir Balık işte. Öncesi emin, sonrası tsunami... Umarım ve umulur ki, ikizler burcundaki Jüpiter ve balık burcundaki şiron bu sene bu balığın gözlerini açmasını sağlar. Davutoğlu'da bir balık. Esed’in Ay burcu Balık.
Hadi balıklar son 8 ayımız var biz bu değiliz... Bırakın 11 burcun şununu bununu, bize Hakk’ın bahşettiği o hazine tüm dünyaya yeter, çıkarın adama ve adanma bilincini ve balığın o deli cesaretini artı yönde ortaya ve meydan okuyun, kardeşlerinize ve halkınıza değil ama...işte orada bak hepimiz görmekteyiz kim onlar, bu topraklardan sürülecek olanlar kimler bak orada işte, bu topraklara nifakı,sömürüyü,nükleer silahları, kimyasal silahları, kardeşlik kavgasını, işgalciliği, manipülatif oyunları sokanlar kimler işte bak orada işbirlikçileriyle bak ...!
Bir balık tek şekilde zelil olur, ona bahşedilen ne vakit küfrü oldu o zaman... Yani bir balık gaddar olmaz, zalim olmaz, korkak olmaz, onlar Allah'ın aşkını 12.evde gönüllerine almış insanlar, onlar Allah'ın yüceliğini yanlarına almış insanlar, dünyaya meydan okurlar... Ama yol yanlış hakikaten yanlış, silahı bana değil, bizlere değil, onlara doğrult e ‘ mi...!

