NEDEN MİLLETVEKİLİ OLMAK İSTİYORLAR?
“Ne olacak bizim halimiz?” diye soran milyonlarca vatandaş artık sadece geçim derdini değil, adaleti de sorguluyor...
Sokakta, pazarda, kahvede, emekli kuyruğunda aynı cümle yankılanıyor:
“Milletvekillerine asgari ücret verilsin! Bazı imtiyazları kaldırılsın... İşte o zaman gerçekten halk için mi siyaset yapmak istiyorlar, görelim!”
Seçim dönemlerinde meydanlara çıkıyorlar... “Biz halkın sesiyiz...” “Ezilenlerin yanında olacağız...” “Kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz...” “Emekliyi rahatlatacağız...” “Gençlere umut olacağız...” diyorlar.
Ama seçim bitiyor... Sandıklar kapanıyor... Koltuklar doluyor... Ve halk yine unutuluyor!
Milletvekili olmak isteyenlerin büyük kısmı gerçekten halka hizmet etmek için mi bu göreve talip oluyor? Yoksa yüksek maaşlar, ömür boyu süren ayrıcalıklar, dokunulmazlıklar, makam araçları, özel haklar ve siyasi nüfuz için mi?
Vatandaş artık bunu sorguluyor!
Çünkü bugün bir emekli geçinemiyor... Bir asgari ücretli ay sonunu getiremiyor... Bir genç geleceğini göremiyor... Bir anne pazara çıkarken hesabı üç kez yapmak zorunda kalıyor...
Ama milletvekillerinin maaşları sürekli artıyor! Yetmiyor... Bir dönem vekillik yapan ömür boyu ayrıcalıklardan yararlanıyor.
Milletvekili emekli oluyor... Tekrar seçiliyor... Hem emekli maaşını alıyor, hem milletvekili maaşını alıyor!
Peki ya vatandaş?
Bir emekli tekrar çalışmak istese maaşı kesiliyor... Bir işçi fazla mesai yapınca sağlığını kaybediyor... Bir genç üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor...
Sonra dönüp halka sabır tavsiye ediliyor!
Milletvekilliği; halkın derdiyle dertlenme makamı mı? Yoksa rahat yaşama kapısı mı?
Toplum artık verilen vaatlerden çok, yaşanan gerçeklere bakıyor.
Çünkü seçim öncesi kapısını çalanları, seçim sonrası telefonlara bile çıkmayanları unutmadı bu millet!
Vatandaş diyor ki:
“Eğer gerçekten hizmet için geliyorsanız; makam araçlarından vazgeçin... özel ayrıcalıkları kaldırın... dokunulmazlıkları sınırlayın... milletin yaşadığı şartlarda yaşayın...”
İşte o zaman samimiyet ortaya çıkar!
Asgari ücretle geçinmenin ne demek olduğunu anlayan bir milletvekili; emeklinin ilaç kuyruğunu, işçinin kira derdini, gencin umutsuzluğunu, annenin mutfak hesabını daha iyi bilir.
Çünkü açlık rakamlarda değil, sofralarda hissedilir!
Bugün milyonlarca insan şunu soruyor:
“Biz bu kadar zor şartlarda yaşarken; neden bazıları ayrıcalık içinde yaşıyor?”
Ve ardından aynı cümleyi kuruyor:
“Madem halka hizmet için bu göreve talipsiniz... O halde milletin yaşadığı şartlarda yaşamayı kabul edin!”
İşte o zaman gerçekten kim halka hizmet etmek istiyor, kim koltuğa hizmet ediyor; hep birlikte görürüz...
Sokakta, pazarda, kahvede, emekli kuyruğunda aynı cümle yankılanıyor:
“Milletvekillerine asgari ücret verilsin! Bazı imtiyazları kaldırılsın... İşte o zaman gerçekten halk için mi siyaset yapmak istiyorlar, görelim!”
Seçim dönemlerinde meydanlara çıkıyorlar... “Biz halkın sesiyiz...” “Ezilenlerin yanında olacağız...” “Kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz...” “Emekliyi rahatlatacağız...” “Gençlere umut olacağız...” diyorlar.
Ama seçim bitiyor... Sandıklar kapanıyor... Koltuklar doluyor... Ve halk yine unutuluyor!
Milletvekili olmak isteyenlerin büyük kısmı gerçekten halka hizmet etmek için mi bu göreve talip oluyor? Yoksa yüksek maaşlar, ömür boyu süren ayrıcalıklar, dokunulmazlıklar, makam araçları, özel haklar ve siyasi nüfuz için mi?
Vatandaş artık bunu sorguluyor!
Çünkü bugün bir emekli geçinemiyor... Bir asgari ücretli ay sonunu getiremiyor... Bir genç geleceğini göremiyor... Bir anne pazara çıkarken hesabı üç kez yapmak zorunda kalıyor...
Ama milletvekillerinin maaşları sürekli artıyor! Yetmiyor... Bir dönem vekillik yapan ömür boyu ayrıcalıklardan yararlanıyor.
Milletvekili emekli oluyor... Tekrar seçiliyor... Hem emekli maaşını alıyor, hem milletvekili maaşını alıyor!
Peki ya vatandaş?
Bir emekli tekrar çalışmak istese maaşı kesiliyor... Bir işçi fazla mesai yapınca sağlığını kaybediyor... Bir genç üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor...
Sonra dönüp halka sabır tavsiye ediliyor!
Milletvekilliği; halkın derdiyle dertlenme makamı mı? Yoksa rahat yaşama kapısı mı?
Toplum artık verilen vaatlerden çok, yaşanan gerçeklere bakıyor.
Çünkü seçim öncesi kapısını çalanları, seçim sonrası telefonlara bile çıkmayanları unutmadı bu millet!
Vatandaş diyor ki:
“Eğer gerçekten hizmet için geliyorsanız; makam araçlarından vazgeçin... özel ayrıcalıkları kaldırın... dokunulmazlıkları sınırlayın... milletin yaşadığı şartlarda yaşayın...”
İşte o zaman samimiyet ortaya çıkar!
Asgari ücretle geçinmenin ne demek olduğunu anlayan bir milletvekili; emeklinin ilaç kuyruğunu, işçinin kira derdini, gencin umutsuzluğunu, annenin mutfak hesabını daha iyi bilir.
Çünkü açlık rakamlarda değil, sofralarda hissedilir!
Bugün milyonlarca insan şunu soruyor:
“Biz bu kadar zor şartlarda yaşarken; neden bazıları ayrıcalık içinde yaşıyor?”
Ve ardından aynı cümleyi kuruyor:
“Madem halka hizmet için bu göreve talipsiniz... O halde milletin yaşadığı şartlarda yaşamayı kabul edin!”
İşte o zaman gerçekten kim halka hizmet etmek istiyor, kim koltuğa hizmet ediyor; hep birlikte görürüz...

