Turk Time
DOLAR
43,1401 %0.24
EURO
50,2771 %0.03
ALTIN
6201,8400 %0.11
BIST-100
12082,00 %-0.05
PETROL
62,4300 %0.71
BONO
36,9600 %0.03
ISTANBUL
BUGÜN
5/8°
ISTANBUL
YARIN
9/14°

SEN ASLINDA ÇOK AKILLI BİRİSİN!


— “Sen çok akıllı bir çocuksun.”
Bu cümleyi çocukken duymayanımız yoktur.
Duyanlar ikiye ayrılır:
Bir kısmı gerçekten çalışır, öğrenir.
Bir kısmı da bu cümleyi çerçeveletip duvara asar.
Sonra duvara bakıp yaşar.

Yıllar geçer. Hayat gelir, omzumuza hafifçe dokunur:
— “Merhaba, ben sorumluluk.”

Biz:
— “Şu an müsait değilim, ben akıllıyım.”

Yeni insanlar tanırız. Bir sohbet, iki kahve…
Ve yine o cümle:
— “Sen aslında çok akıllı birisin.”

Aslında.

Bak işte orada dur.
“Aslında” kelimesi, Türkçede “potansiyelin vardı ama…” demenin kibar hâlidir.
“Sen aslında iyi bir insansın”
“Sen aslında çok yeteneklisin”
“Sen aslında…”
Devamı hep moral bozar.

Ve iç ses sahneye çıkar:
— “Madem akıllıyım, bu akıl nerede?”

Hayat akıyor ama vites boşa alınmış.
Kazandıklarımız cebe değil, ‘ders oldu’ klasörüne gidiyor.
Konforlu hayat yok ama konforlu hayaller full.

Elimizde ne var?
— Fikirler!

Sabah fikirle uyanıyoruz.
Gece projeyle uyuyoruz.
Yatırımcıya anlatıyoruz.
Yatırımcı dinliyor…

Sonra fikir, yatırımcının yanından geçerken başını öne eğiyor:
— “Ben birazdan başkasına gideceğim galiba…”

En son biri “Bu fikir çok iyiymiş” dedi.
Fikir sevindi.
Sonra sahibine sormadan hayata geçti.
Sahibi hâlâ Powerpoint hazırlıyor.

Zekâ desen var.
Ama pratikte değil, teoride dünya şampiyonu.
Hani şu sahada ısınan ama bir türlü oyuna alınmayan oyuncu gibi:
— “Sen iyisin ama şimdi değil.”
— “Ne zaman?”
— “Bakacağız.”

Bazen gerçekten dünyayı değiştirecek projeler çıkıyor.
Önce fikir sahibi inanıyor.
Sonra çevre.
Sonra banka.
(Banka özellikle çok inanıyor.)
Sonra herkesin inancı bitiyor…
Bir tek kredi kalıyor. O da faizli.

Zekâ zamanla bir şehir efsanesine dönüşüyor:
— “Bir zamanlar çok akıllıydım.”
— “Ne oldu?”
— “Testte çok iyiydim ama test bir daha açılmadı.”

Bazen insan aynaya bakıyor:
— “Ey akıl, sen neredesin?”
Ayna cevap veriyor:
— “Ben sende yoksam kimde olayım?”

Tam umutlanıyorsun…
Bir ses daha geliyor arkadan:
— “Ama sen zekâyla karizmayı biraz karıştırmışsın.”

Aslında mesele basit:
Zekâ sadece parlak fikir değildir.
Akıl ise doğru zamanda ayağa kalkabilmektir.
Galiba en büyük yanılgı:
Akıllı olduğunu düşünenler, öğrenmeyi erken bırakır.

Şöyle bir etrafa bakalım.
“Çok akıllı” diye etiketlenen kaç kişi gerçekten ilerliyor?
Belki sorun aklın büyüklüğü değil…
Aklın nereye park edildiğidir. Ya da zekânın en parlak hâli,
Bazen hiçbir şey yapmadan,
Bir kahve alıp boş duvara bakabilmektedir.

Duvar ne diyor biliyor musun?
— “Rahatla… Sen çok akıllısın, o yüzden başlamana gerek yok.”