Turk Time
DOLAR
44,7233 %0.24
EURO
52,3157 %-0.28
ALTIN
6785,9300 %-0.39
BIST-100
13976,00 %-0.69
PETROL
102,7000 %7.88
BONO
40,7400 %1.82
ISTANBUL
BUGÜN
7/14°
ISTANBUL
YARIN
9/16°

Bisikletle umreye gitmek için 3 bin 450 kilometre yol katetti

Balıkesir'in Susurluk ilçesinden 10 Kasım'da Kabe'ye gitmek için bisikletiyle yola çıkan 68 yaşındaki Fahrettin Şener, 3 bin 450 kilometre mesafeyi geçerek umresini yaptı.

  • Son Güncelleme:
Bisikletle umreye gitmek için 3 bin 450 kilometre yol katetti

İşçi emeklisi Şener, Mekke'de umre yapmak için 10 Kasım'da Balıkesir'in Susurluk ilçesinden bisikletiyle yola çıktı.

Hatay'ın Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan Suriye'ye giriş yapan Şener, daha sonra Ürdün üzerinden Suudi Arabistan'a geçti.

Şener, 31 günde 3 bin 450 kilometreyi bisikletiyle katedip, Medine ve Mekke'de 10 gün kalarak umresini tamamladı.

 

 

Fahrettin Şener, yolculuk sürecinde yaşadıklarını, yanındaki kamerayla kayıt altına aldı.

Yolculuk hikayesini sosyal medya hesabından da paylaşan Şener'in görüntüleri, çok sayıda beğeni ve yorum aldı.

Umrenin ardından uçakla memleketi Balıkesir'in Susurluk ilçesine dönen Şener, yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek için bisikletiyle Gazze'ye gitmeyi de hedefliyor.

"TÜRKLERE KARŞI FARKLI BİR SEVGİ VAR"

Fahrettin Şener, bisikletiyle daha önce de zorlu yolculuklar yaptığını söyleyerek, umre yolculuğunun duygu yüklü geçtiğini belirtti.

Bisikletiyle yolculukta hiç zorlanmadığını ifade eden Şener, şöyle konuştu:

"Hayatımda bu kadar dua aldığımı hatırlamıyorum. Dualarla beraber yolun her anını göstermeye çalıştım. İslam aleminde herkesin Türklere karşı çok farklı bir sevgisi var. Bunu da yolculukta görmüş oldum. Uçakla umreye gidince aslında Arapları çok görmüyorsunuz. Bisikletle gidince çok daha güzel bir deneyim oldu. Herkes benimle ilgilendi. Bu anılarımı hiç unutmayacağım. Hayatımda unutulmaz bir dönem geçirdim diyebilirim."

Şener, yolculuğunda genellikle camilerde ve çadırlarda konakladığını anlattı.

Suudi Arabistan'da kum fırtınasına yakalandığını belirten Şener, şunları kaydetti:

"Fırtınanın ardından yağmur başlamıştı. Öğlen saatinde bir yerde konaklama yaptım. Yoldan gelen geçen arabalar beni ıslatmıştı. Elbiselerimi kuruması için yıkayıp merdivene astım. O gün kaldığım caminin imamı, akşam üzeri bana bir sürü yiyecek getirdi. Onun haricinde bir de kalın mont almış ama ona montu bisikletimde taşıyamayacağımı söyledim. Bu sırada imam birden ağlamaya başladı. Hoca üzülmesin diye eşyalarımın bir kısmını orada bırakıp, bana verdiği montu yanıma aldım. İnsanlar sana yardım ettiğinde onun yardımını almazsan, o sevaptan faydalanamayacaklarını düşünerek çok üzülüyorlar."

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz